İşsizlik Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri. Türkiye’de özellikle genç işsizlik yaygın. Aktif iş gücünü oluşturan 16-24 yaş aralığındaki gençlerin büyük bir kısmı işsiz. Söz konusu gençlerin büyük bir bölümünün öğrenim düzeyinin ön lisans ve lisans mezunu olması ise dikkat çekici.

İş ilanlarında işe alınacak işçi ve personelin öğrenim seviyesine ilişkin “okuma yazma bilmeyen, okuma yazma bilen, ilkokul, ortaokul ve lise” şeklinde ifadelerin yer alması ise çarpıcı bir durum. Gelişmiş ülkelerde öğrenim düzeyi yükseldikçe istihdam oranı artarken, Türkiye’de ise bu durumun tam tersi geçerli. Ön lisans, lisans ve lisansüstü eğitim alan çok sayıda genç işsiz, çareyi yeniden üniversite okumakta buluyor, yeni bir meslek edinme arayışına giriyor. Pandemi döneminde artan işsizlikle beraber birçok diplomalı genç işsiz yeniden üniversite okumaya başladı. “İşsiz üniversite mezunlarının işsizliği ile yeniden üniversite okumaları arasında ilişki kurulabilir mi?” sorusundan yola çıkarak başta Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Yükseköğretim Kurumu (YÖK) ve Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı’nın (ÖSYM) verilerini kullanarak bazı grafikler hazırladım. Veri, grafik ve tablolar aracılığıyla bu soruya cevap aradım. Haberin kapsamını daraltmak için lisansüstü eğitim alan genç işsizleri haberin dışında bıraktım.

Yaklaşık 8 milyon ön lisans ve lisans öğrencisi var

Türkiye’de, 2020-2021 eğitim öğretim yılı YÖK Bilgi Yönetim Sistemi verilerine göre, ön lisans ve lisans düzeyindeki toplam öğrenci sayısı; 7 milyon 791 bin 280. Erkek öğrencilerin sayısı ise kadın öğrencilerin sayısından fazla. Bu sayının 3 milyon 958 bin 37’sini erkek öğrenciler, 3 milyon 833 bin 243’ünü de kadın öğrenciler oluşturuyor.

Türkiye’ye dair sosyo-ekonomik verileri kamuya açık resmi kaynaklardan derleyerek toplumun tamamının kullanımına sunan Veri Kaynağı’nın Yükseköğretim İstatistikleri’nden hazırladığı grafiğe göre, bu eğitim öğretim yılında öğrenci sayısının öğretim alanlarına göre dağılımına baktığımızda erkek öğrenci sayısının en fazla olduğu alan “İş, Yönetim ve Hukuk”. Bu alanda söz konusu dönemdeki toplam erkek öğrenci sayısı 847 bin. Bu alanları sırasıyla “Sosyal Bilimler, Gazetecilik ve Enformasyon” alanlarıyla “Mühendislik, İmalat ve İnşaat” alanları izliyor .

Aynı dönemde kadın öğrenci sayısının en fazla olduğu alanlar da erkek öğrencilerde olduğu gibi “İş, Yönetim ve Hukuk” alanları. Bu alanlarda 2020-2021 döneminde toplam 570 bin kadın öğrenci okumaya devam ediyor. “İş, Yönetim ve Hukuk” alanlarından sonra sırasıyla “Sosyal Bilimler, Gazetecilik ve Enformasyon” ile “Sağlık ve Refah” alanları geliyor .

YÖK’ün 30 Nisan 2021 tarihli “Türlerine Göre Akademik Birim Sayıları Raporu’na” göre, günümüzde Türkiye’de 129’u devlet, 74’ü vakıf ve 4’ü vakıf meslek yüksekokulu olmak üzere toplam 207 üniversite mevcut. Bu sayılara dahil olan devlet üniversitelerinden ikisi, vakıf üniversitelerinden ise biri pasif konumda.

TÜİK’in Ağustos 2021 tarihli İşgücü İstatistiklerinde istihdam oranı %45, işsizlik oranı %12,1 ve işgücüne katılma oranı ise %51,2 olarak kayda geçti. Veri Kaynağının TÜİK’in İşgücü İstatistikleri’ni dikkate alarak oluşturduğu grafiğe göre, Eylül 2021 tarihinde sadece genç işsizlik oranı %21,5 .

Öte yandan, TÜİK İşgücü İstatistikleri’ne göre, Eylül 2021 tarihinde mevsim etkisinden arındırılmış istihdam oranı %45,8, işsizlik oranı %11,5 ve işgücüne katılma oranı %51,7 olarak belirlendi .

Türkiye Mart 2020’de sekizinci, Ağustos 2021’de yedinci sırada

Yüz doksan altı ülkeye ilişkin veri ve tahminler sunan Trading Economics’in Ağustos 2021 tarihli verilerine göre Türkiye, genç işsizlik oranı sıralamasında yedinci sıraya yükseldi . Aynı verilere göre Türkiye, ilk COVID-19 vakasının görüldüğü Mart 2020 tarihinde Avrupa sıralamasında sekizinciydi.

Türkiye’deki pandeminin ilk yılı olan 2020’nin Eylül ayı TÜİK verilerine göre istihdam oranı %44,1, işsizlik oranı %12,7 ve işgücüne katılma oranı ise %50,5 idi . Aynı kurumun Eylül 2019 İşgücü İstatistikleri’ne göre ise istihdam oranı %46,1, işsizlik oranı %13,8, işgücüne katılma oranı %53,5 seviyesindeydi .

Söz konusu veriler Türkiye’de pandemi öncesi işsizlik oranının, pandeminin başladığı 2020 ve devam ettiği 2021 yıllarından daha yüksek olduğunu gösteriyor. Pandemi boyunca işten çıkarmaların arttığını, evden çalışmanın yaygınlaştığını göz önünde bulundurduğumuzda ise, veriler arasında ilişki kurmak zorlaşıyor. Özellikle işsizlik oranının ciddi bir bölümünü oluşturan genç işsizlerin, pandemi döneminde asgari ücretin altında maaşlarla kayıt dışı çalıştığını da dikkate almak gerekiyor.

Sağlıkta Genç Yaklaşımlar Derneği’nin “Covid-19 Pandemisi Sürecinde Gençlerin İyilik Halinin Belirlenmesi Araştırması”na göre gençlerin %39,1’i pandemiden sonra çalışma yaşamında değişiklik olmadığını, %21,4’ü çalışma saatlerinin azaldığını dile getirse de işsiz kalanların (%26,6) ve çalışma saatleri artanların (%13,0) oranının toplamı %40’a yaklaşıyor.  Aralık 2020 tarihinde yayımlanan araştırmada, “çalışma saatleri azalan gençlerin gelirlerinde de düşüş olabileceğini ve çalışma koşullarının iyileşmesi ya da kötüleşmesi ile doğrudan ilişkilendirilemeyeceği dikkate alınmalıdır” ifadesi dikkat çekiyor .

İşsizlik son iki yılda Y kuşağının endişe kaynağı oldu

Deloitte Global’in bu sene onuncusunu yayımladığı “2021 Y ve Z Kuşağı Araştırması”na göre Türkiye’deki Y ve Z kuşaklarının en çok kaygılandığı ilk üç sorunun başında işsizlik geliyor. Doğum aralığı 1980’lerin başları ile 1990’ların sonlarını içeren Y kuşağı ile doğum aralığı 90’ların sonları ile 2010’ların başlarını kapsayan Z kuşağının işsizlikten endişelenme oranı araştırmada %41 olarak kaydedildi .

Deloitte’in 2020 araştırmasında Türkiye’deki Y kuşağının terörizmden sonra en çok endişelendiği ikinci konu işsizlik, oranı ise %34.

İşsizlik endişesinin, pandeminin ilk yılında %34, pandeminin ikinci yılında ise %41 olarak belirlenmesi kayda değer bir gelişme olarak değerlendirilebilir.

YÖK Bilgi Yönetim Sistemi verilerine göre, Türkiye’de COVID-19 pandemisini kapsayan 2019-2020 eğitim öğretim döneminde toplam ön lisans ve lisans öğrenci sayısı 7 milyon 541 bin 890 idi.

2019-2020 döneminde ön lisans programlarına yeni kayıt yaptıran toplam öğrenci sayısı 661 bin 857 iken, lisans programlarına yeni kayıt yaptıran toplam öğrenci sayısı 705 bin 409 oldu.

Geçtiğimiz eğitim öğretim döneminde toplam 474 bin 619 kişi ön lisans programlarından, toplam 569 bin 702 kişi ise lisans programlarından mezun oldu. Bu verilere göre toplam ön lisans ve lisans mezunu sayısı; 1 milyon 44 bin 321 kişi.

Aynı verilere göre, Türkiye’de pandeminin olmadığı 2018-2019 eğitim öğretim döneminde, toplam ön lisans ve lisans öğrenci sayısı 7 milyon 250 bin 129’du.

2018-2019 döneminde üniversiteye yeni kaydolan toplam ön lisans öğrenci sayısı 649 bin 605 iken, yeni kaydolan toplam lisans öğrenci sayısı ise 702 bin 454 idi. Toplam ön lisans mezunu sayısı 310 bin 938, toplam lisans mezunu sayısı da 486 bin 200’dü.

ÖSYM’nin kamuoyunun erişimine açtığı verilere göre, üniversite okumak isteyen adaylar için düzenlenen Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) bu yıl giren toplam aday sayısı; 4 milyon 149 bin 36. Sınava giren adayların 185 bin 849’unu yükseköğretim mezunları oluşturuyor. YKS ile yeniden üniversiteli olan kişi sayısı ise 70 bin 943 .

Haber kapsamındaki geçmiş yıllara bakacak olursak, YKS’ye 2020’de 4 milyon 74 bin 93, 2019’da ise 4 milyon 385 bin 247 aday girdi.

Her üç yılda da eksik veriler var

Öğrenim durumuna göre 2020’de sınava başvuran adayların 194 bin 600’ü, 2019’da ise 205 bin 633’ü üniversite mezunuydu. ÖSYM, 2019 ve 2020 yıllarında YKS’ye giren adayların ne kadarının üniversite mezunu olduğunu açıklamadı.

YKS’ye 2019’da başvuran üniversite mezunu sayısı da 2020’de başvuranların sayısından 11 bin 33 kişi fazla.

Üniversiteye yerleşen toplam yükseköğretim mezunu sayısı ise 2020’de 72 bin 302 iken, 2019’da 71 bin 41 idi. Üniversiteden mezun olup tekrar üniversiteli olanların sayısı 2020 yılında 2019 ve 2021 yıllarından fazla. Ancak, 2019’da yeniden üniversite öğrencisi olan kişi sayısı ile 2021’de yeniden üniversiteli olan kişi sayısı arasındaki farkın 98 kişi olması dikkat çekici.

Dikkat çeken bir başka nokta ise, ÖSYM’nin 2021’de YKS’ye başvuran adayların kaçının üniversite mezunu olduğunu önceki yıllardan farklı olarak açıklamaması .

Bu veriler ışığında ön lisans ve lisans öğrenci sayısının haber kapsamında dikkate aldığımız son üç eğitim öğretim yılında arttığını söylemek mümkün olsa da, pandemide yeniden üniversite okuyan yükseköğretim mezunlarının sayısının arttığına dair elimizde bir veri yok.

Haberde yararlanılan kaynaklar

https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Isgucu-Istatistikleri-Eylul-2021-37483

https://tr.tradingeconomics.com/country-list/youth-unemployment-rate?continent=europe

https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Isgucu-Istatistikleri-Eylul-2020-33793

https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=Isgucu-Istatistikleri-Eylul-2019-30688

https://dokuman.osym.gov.tr/pdfdokuman/2021/YKS/YERLESTIRME/sayisal_bilgiler_17092021.pdf

https://dokuman.osym.gov.tr/pdfdokuman/2020/YKS/sayisalbilgiler26082020.pdf

https://dokuman.osym.gov.tr/pdfdokuman/2019/YKS/sayisalbilgiler18072019.pdf